ABD’li dev şirket State Street Asset Management altında rakam verdi: Altının 2027’ye gireceği seviye açıklandı

Haber gorseli

Piyasa katılımcıları, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) yılın kalan dönemi için izleyeceği para politikası patikasına dair net sinyaller beklerken, altın fiyatlarının yaz döneminde ons başına 4.000 dolar bandında yatay bir seyir izleyeceği öngörülüyor.

Ancak kimi analistler, mevcut durgunluk evresinin tamamlanmasının ardından altındaki bir sonraki büyük fiyat hareketinin yukarı yönlü gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğunu vurguluyor. State Street Asset Management Altın Stratejisi Başkanı Aakash Doshi, Kitco News’e yaptığı değerlendirmelerde, piyasaların Fed’in sıkılaşma adımlarına yönelik beklentilerinde aşırıya kaçtığını dile getirdi.

Fed’in sıkılaştırma hamlelerinin önemli bir bölümünü halihazırda tamamladığını belirten Doshi, reel faizlerdeki artış göz önüne alındığında merkez bankasının faizleri yılın geri kalanında sabit tutabileceğine dair güçlü bir tablonun oluştuğunu kaydetti.

Altın fiyatlarının ons başına 4.100 dolar seviyesinin üzerinde kalıcı olmakta zorlandığı ve 10 yıllık reel getirilerin yüzde 2,4 ile tarihi zirvelere yakın seyrettiği bu dönemde, faiz baskısına rağmen metalin ons başına 4.000 dolar sınırında güçlü bir taban oluşturduğu gözlemleniyor.

ABD para politikasındaki belirsizlikler çözülene kadar konsolidasyon sürecinin devam edeceğini ifade eden Doshi, önümüzdeki 6 ila 9 aylık periyotta altının ons fiyatının 4.750 ile 5.500 dolar aralığında işlem göreceği yönündeki tahminini korudu. Stratejist, gelecek yılın ilk yarısında ons altının 5.000 dolar seviyesine kadar ulaşabileceğini bildirdi.

Faiz beklentilerinde yaşanacak olası bir gevşemenin piyasayı hızla hareketlendirebileceğini belirten Doshi, 2 yıllık tahvil getirilerinin yüzde 4’ün altına gerilemesi durumunda, yıl bitmeden ons fiyatının 4.500 ile 4.750 dolar bandına tırmanabileceğini ve bunun da 5.000 dolar hedefini yeniden ana gündem maddesi haline getireceğini aktardı.

Gelecek hafta açıklanacak olan Temmuz ayı ABD tarım dışı istihdam verilerinin altının kısa vadeli yönü üzerinde belirleyici bir rol üstleneceği öngörülüyor. Haziran ayında sadece 57.000 yeni istihdam yaratıldığını ve bu rakamın beklentilerin belirgin şekilde altında kaldığını hatırlatan Doshi, istihdam tarafında yaşanacak olası yeni bir zayıflığın, piyasaların faiz artırımı beklentilerini süratle revize etmesine yol açabileceğini ifade etti.

Yüksek faiz ortamının bireysel ve kurumsal yatırım talebini baskılamasına karşın, altın piyasasının temel fiziki dinamikleri gücünü koruyor:

Merkez Bankası Alımları: Küresel merkez bankalarının altın talebi dirençli görünümünü sürdürüyor.

Çin’den Gelen Talep: Çin’in altın ithalatı Haziran ayında son iki yılın en yüksek seviyesine ulaşarak fiziki talebin canlı kaldığına işaret etti.

ETF Akışları: Altına dayalı borsa yatırım fonlarındaki (ETF) mevcut pozisyonların korunması bile fiyatların desteklenmesi açısından yeterli görülüyor.

Artan faiz oranlarına ve yükselen fırsat maliyetlerine karşın; jeopolitik gerilimler, İran’la devam eden savaş koşulları ve büyüyen bütçe açıkları altının güvenli liman niteliğini pekiştiriyor. Küresel borç stokunun rekor kırarak 353 trilyon dolara ulaştığı bu süreçte, kamu borçlanmalarındaki eşi benzeri görülmemiş artış dikkat çekiyor.

ABD Hazine tahvillerindeki yabancı payı kademeli olarak gerilerken, küresel merkez bankalarının rezerv çeşitlendirmesi kapsamında altın stoklarını artırmaya devam ettiği görülüyor. Uzmanlar, aktif mali politikalar ve enflasyonist baskılar devam ettiği sürece, küresel borç risklerine karşı koruma sağlayan stratejik bir varlık olarak altına olan talebin uzun vadede gücünü koruyacağını öngörüyor.

NOT: Bu haberde yer alan bilgiler yatırım tavsiyesi vermemektedir.

yok

Author: Tolga Arslan