The Economist, uluslararası enerji piyasalarında yaşanan dalgalanmalarla ilgili olarak, petrol fiyatlarının yükselişinin henüz başlangıç aşamasında olabileceğini vurguluyor. Yayın, İran’daki çatışmaların küresel petrol arzında ciddi bir şok yaratabileceği senaryosunun uzun süredir gündemde olduğunu belirtiyor. Özellikle Hürmüz Boğazı’nın kapanması durumunda günlük 14 milyon varillik petrol arzının etkileneceği ifade ediliyor. Uzmanlar, bu kaybı telafi edebilmek için Brent petrol fiyatlarının savaş öncesine göre iki kat artarak varil başına 150 doları aşması gerektiğini öne sürüyor.
Petrol fiyatları 17 Nisan’da 90 doların altında seyrediyordu. Ancak, çatışmaların tekrar tırmanabileceğine dair gelişmelerle birlikte 30 Nisan’da fiyatlar hızla yükselerek 125 doları geçti.
The Economist’in analizine göre, siyasi gelişmeler de petrol fiyatlarının yönünü belirlemede önemli bir rol oynamaya devam ediyor. ABD’de yaklaşan ara seçimler öncesinde, İran yönetimi, ABD Başkanı Donald Trump’ın yüksek petrol fiyatlarına karşı hassasiyet göstereceğini değerlendiriyor. Trump yönetiminin, iç piyasada fiyatları kontrol altına almak amacıyla rafine petrol ürünlerinin ihracatında kısıtlamalar getirmeyi düşünebileceği belirtiliyor. Ayrıca, İran ile yeni bir nükleer anlaşma olasılığı da tartışılmakta; fakat böyle bir anlaşmanın daha önceki 2015 tarihli anlaşmadan zayıf olması durumunda Trump için olumsuz siyasi sonuçlar doğurabileceği düşünülüyor.
Küresel ekonomik risklerin giderek arttığına dikkat çekiliyor. COVID-19 sonrası ikinci büyük enflasyon şokunun kapıda olduğu, bazı Asya ülkelerinin çalışma saatlerini azaltma gibi olağanüstü önlemler aldıkları bildiriliyor. Avrupa’da ise tüketim kısıtlamaları ve kritik hizmetleri korumaya yönelik yeni politikaların uygulanması bekleniyor.
Piyasalardaki iyimser havanın yatırımcılar için risk taşıdığına vurgu yapılıyor. Güçlü şirket kârları ve geçmiş krizlerdeki toparlanma deneyimi, yatırımcıların küresel ekonominin her türlü şoku absorbe edebileceği algısını pekiştiriyor. Ancak analiz, petrol piyasında uzun zamandır dile getirilen büyük arz şoku senaryosunun artık gerçek olma aşamasına geldiğini göstermekte.